Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
-Göz yaşların içimde duruyor: “Daha kötü mü olur?”... “Daha kötü oldu”...
Üç kez dönüp bakmıştın.
-Hayır canım, daha iyi oldu: Beckett’in “daha iyi” si-sende biliyorsun: daha iyi ağrıdı,daha iyi yağdı...
* * *
Bütün gün gökyüzü apaçıkken, şimdi, Batı ’dan gelen bulutlar kaplıyor her yeri.Önce çelik mavisi, sonra kapkara...Işık, azıcık, -geçiyor.-Ve hep gürültü... Nasıl dayanırım—
-Şimdi maviler mora dönüşüyor; karalar da siyaha.
Kara ve siyah-kapkara, simsiyah.Artık böyle olacak.Hiç renk olmayacak.Gri bile olamayacak. Yalnız karanlık... Şimdi, artık, simsiyah.
* * *
Geldim, yazdım- Gürültüler de bitmişti. Ne çok şey yaşadığımı düşündüm –ne çok... Sen- ne çok...
Hiç mayıs direğinin çevresinde dans eden çocukları izledin mi? Ya da yere vuran yağmuru dinledin mi? Hiçbir kelebeğin ani uçuşunu takip ettin mi? Ya da geceye doğru kaybolan güneşi gözledin mi? En iyisi yavaş ol. Çok hızlı dans etme.
Zaman kısa ve MÜZİK ÇOK FAZLA SÜRMEYECEK.
Uçan her güne doğru koşuyor musun? Nasılsın? diye sorduğunda, cevabı duyuyor musun? Günün bitiminde yatağına uzanıyor musun? Yüzlerce yeni koro beynine dolduğunda, İyisi mi yavaş ol. Çok hızlı dans etme.
Zaman kısa ve MÜZİK ÇOK FAZLA SÜRMEYECEK.
Hiçbir çocuğa o işi yarın yapalım dedin mi? Ve sen kendi acelende, onun hüznünü gördün mü? Hiç dokunmayı kaybettin mi? Hadi ölümle iyi bir arkadaşlık kuralım. Çünkü hoşça kal demek için, Hiç zamanın olmayacak. İyisi mi yavaş ol. Çok hızlı dans etme.
Zaman kısa ve MÜZİK ÇOK FAZLA SÜRMEYECEK.
Bir yerlere yetişmek için çok hızlı koştuğunda, Oraya varmak için eğlenceyi yarı yarıya kaçırıyorsun. Endişelenip acele ettiğinde bütün günün boyunca, Tıpkı açılmamış bir hediye gibi, uzaklara atılmış. Hayat bir yarış değildir. Onu daha yavaşa al.
Ve sonra bahar dalında çok çiçek solmuş...nefesine ömür harcanan çok sevdalar dalında asılı kalmış... Her gidişe bir anlam yüklemek gibi bu sevdaya ne anlam yükledik ne renk verdik..hep soğuk hep soluksuz hep taş-duvar.. Sonra alfabenin hangi harfleri bir araya geldide Aşk Acı'ya döndü yüzünü,adı ayrılık olan hangi duygu geldi demir aldı yürek limanında... Hayatıma yağan kırkikindi yağmurlarını avucumda toplayıp yüreğimin acısını dindirmeye çalışmak,susmak yaşanan kısa zamanların anısına her yarayı susuşlarınla sarmak...Kabuk bağlayan yaralara yaşanan kısa zamanlarda ki söylediğin nağmeleri sürerek yaşamaya çalışmak...susmak...sadece susmak ...
Hiçliğine bir adım daha ,öyle biraz ben gibi el gibi biraz...
Rüzgar uçmuş balon düşmüş....Savrulmuş en güzel yıllar....
Hükmü hep elinde tutar, güçlülüğünü kanıtlarcasına acıtır kendini.
En son zor kurtuldu ağır krizden, stent dediler istemedi.
Biliyordu daralmıştı kendisine gelen damarlar, kollar uyuşuyordu.
Kalp kollara, “üzülmeyin bu acının kaynağı bensem, tedavi ederim sizi” dedi.
Damarlara seslendi sonra “bundan daha fazlasını yapamazsınız ki bana”
Bir süre bekledikten sonra beyine seslendi.
“Anlatsana bana O’nu”
“Kimi” dedi beyin.
“Sakın bilmiyormuşsun gibi davranma, hissediyorum anlat O’nu” dedi..
Çaresiz beyin anlatmaya başladı.
“Elleri çok küçüktü, saçları siyah, boyu 1.70 civarındaydı, teni esmerdi. Gözleri çok masum bakıyordu, hep bir telaş içindeydi” dedi.
Kalp durdu, beyin “kendine gel, kendine gel kalp” diye bağırdı.
Toparlandı sonra kalp “devam et” dedi.
“Seni en çok yokken acıtırdı, varlığında da garip olurdun, hızlı atardın, beni de şaşırtırdın” dedi beyin.
“Adı neydi O’nun, niye sadece büyük bir acı hissediyorum ben, bana ne yaptın sen, niye hiçbir şey hatırlatmıyorsun” dedi kalp.
Sustu beyin, kalp “anlat hadi, biliyorsun her şeyi, anlat yoksa yapacağımı da biliyorsun” dedi.
Beyin “kalp öğrenmemelisin” dedi.
Kalp “beyin, zaten hissettiğim kadarıyla öleceğimi biliyorsun. Anlat bari de O’nun la öleyim” dedi.
Beyin kalbe baktı, gülümsedi “ Çok seviyordun O’nu, hatta birkaç kez O’nun için beni oksijensiz bıraktığın bile oldu, en son kaza yaptığımızda uzun süre çalışmadın, yanında O’da vardı. Durduğunu sonradan öğrendik, kendime geldiğimde hastanede yoğun bakımdaydık” dedi.
“O nerde şimdi” dedi kalp.
“Öldü kalp, o öldü” dedi beyin.
Sonra devam etti anlatmaya “Sen kazadan yara almadan kurtuldun, o emniyet kemerini takmamıştı, etrafında O’nu göremeyince hızlı bir şekilde indin arabadan, cam kırılmıştı, 20 metre kadar yürüdün, yerdeydi, eğildin kalbine dokundun çalışmıyordu, baktın bir süre, durdun. Kriz geçirdiğini sonradan öğrendik”
Kalp beyine baktı gülümsedi, “teşekkür ederim, hoşça kal” dedi.
Beyin “bensiz bir yere gidemeyeceğini öğrenemedin halâ kalp” dedi.
Oysa ikisinin de bilmediği bir şey vardı, ikisi de aynı kişiye aşıktı, kalp durmasa da beyin O’na durması komutunu zaten iletecekti.
....canım benım senı cok özledım..ve bu yazıyı paylaşmak ıstedım yanında oldugumu hıssettırmek ıstedıgım gibi.
fon : I believe I can fly,I believe I can touch the sky...
ve sanırım sana dokunmaktan daha kolay ...bu ...
gözyaşım sakın düşme...!!! kal orda ...
düşme demiştim...
düşme demiş
düşme dem...
düşme
düş
Mar. 23
nefessswrote:
sevgili çok ddeğerli yürek....seni öyle çok özledim ki....
Feb. 9
nefessswrote:
... Keşke ... ...neresinden ve nasıl bakmalı "keşke" ye... ...bir aynaya bakar gibi mi, yoksa bir madalyona bakar gibi mi...? ...azlığına, yarım kalmışlığına, "bir kez daha" sının olmamasına yanarak mı...? ...keşke bu kadar az olmasaydı seni yaşamak... ...keşke yarım kalmasaydı varlığın... ...keşke bir kez dahan olsaydı... ...keşke hiç başlanmamalıydı demeyeceğim... ...keşke yaşamasaydık da demeyeceğim... ...keşke olmasaydı gibi kat' i hükümlerle sanıksız, suçsuz, hakimsiz, savcısız muhakemeler kurup kendimi yargılamayacağım...? ...gittiği yere kadar gitmemesine isyan edip...? ...soyunduğum kahramanlığa isyan edeceğim...? ...hem de ille tüm mantık çerçevelerini yıkarak...? ...keşkelerim hep tek anlamlı ve yarım kalmışlığının acısıyla tekrarlanacak... ...keşke bir şekilde veya şekilsiz olsaydın "hala" yaşamımda...
... sanki ... ...sanki hiç mi ötesine geçilemezdi sınırların...? ...sanki hiç mi varsayamazdı insan...? ...sanki hep mi mutluyuz ki...? ...sanki hiç mi "sanamazdı" insan?
... ille .... ...ille mantık mı baş rolde olmalıydı...? ...ille her şey doğru mu yapılmalıydı...? ...ille her şey kuralına göre mi olmalıydı...? ...ille her isteğe ket mi vurulmalıydı...? ...ille çizilen , biçilen kaderleri mi yaşamalıydı insan...? ...ille her itirafta gitmeli miydi insan...? ...ille bitmeli mi bir şeyler...? ...ille ipten düşünce ölmeli mi cambaz...? ...ille susmalı mı haykırmalıyken...?
... acaba ... ...acaba hiç mi kusurlu sev' i olmamalı yaşamında insanın...? ...acaba hep kurallara uyarak mı mutlu olmaya çalışmalı insan...? ...acaba bazı duygular ters çevrilemez mi...? ...acabalar mı tüm düşmeler de insanı ayağa kaldıran...? ...acabalar mı bizi yine dipsiz kuyulara fırlatan...? ...ah o belki ile acabanın arasındaki incecik çizgi...
... bazen ... ...bazen isyan etsek susmasak ne olurdu...? ...bazen abartsak ne olurdu...? ...bazen dönüp arkaya baksak ne olurdu...? ...bazen de kural dışı oynasak ne olurdu...? ...bazen mutlu olsak ne olurdu...?
... belki ... ...belki hiç bir şeyi değiştiremeyiz... ...belki sadece kendimize yalan söyleriz... ...belki sadece kendimizi kandırırız... ama ...belki de sadece severiz...
... illa ki ... ...bir sebebi mi olmalı her şeyin...? ...illa ki bir ahlakı mı olmalı sevinin...? ...illa ki gitmeli mi bitsin diye...? ...illa ki hesaplaşmalı mı kendiyle insan bir daha "asla" olmasın diye...?
... kalmalı bir şeyler bugüne dair ... keşkeler' le, sankiler' le, illeler' le dolu ... kalmalı bir şeyler ... acabalarla, bazen' lerle, belki' lerle ... bir yerlerde ... illaki ...
yine bir burun sızlaması yine bir nüksetme öylesine işte tek teselli...her gün dokunduğum yüzün... ...Bir fotoğraf sessizliği...deklanşörüne basılmamış bir gün...akdeniz' e inat siyah beyaz...